Valikonağı Caddesi Sezai Selek Sk. No:20 D:5 Nişantaşı / İstanbul
0212 233 28 38

İlişkiniz İçin Ebeveynlik Stratejileri

Evliliğiniz İçin...
Çocuklara Nasıl Davranıyorsanız Partnerinize de Öyle Davranabilirsiniz

ÇOCUK STRATEJİLERİNE DEVAM…

Çocuk veya yetişkin, sonuçta birbirini anlamanın, sağlıklı iletişim kurmanın ve sonuçta birlikteliğinizden keyif aldığınız kaliteli zamanlar geçirmenin altın kuralları aynı.

Çocuklarınızı yetiştirirken kullandığınız yöntemler eşinizle olan ilişkinizde de işe yarayabilir mi? Huysuz bir okul öncesi çocuğu ile, otuzlu kırklı yaşlarındaki babası ya da annesi aynı davranışlara aynı tepkileri verebilir mi? İnanması güç ama, çocuğunuz ve eşinizle ilişkilerinizin güç ve sorunlu yönlerini aynı sağlıklı iletişim kurallarını göz önünde bulundurarak iyileştirebilirsiniz. Nasıl mı?

STRATEJİ 1: İYİ DAVRANIŞI FARK EDİN

En çok bilinen stratejilerden biri de, kötü davranışlar sonrasında tepki vermekten çok, çocukların yaptığı iyi davranışların ardından yeterli ilgiyi görmelerini sağlamaktır. Aynı strateji eşler arasında da işe yarar. Takdir edilmek, eşimiz tarafından takdir edilmek, onu mutlu etmeye çalışmaya devam etmemizi sağlar.

Çocuğunuzun hoşunuza giden davranışlarını vurgulamak, bu davranışların hemen ardından verdiğiniz, övgü gibi olumlu tepkiler, çocuğa olumlu davranışın ilgi ile karşılandığını gösterir ve bu davranışlara devam etmesini, daha fazla olumlu davranış sergilemesini sağlar.

Örneğin, bir pazar sabahı, eşinizin sizi uyandırmaksızın, çocuğunuzla birlikte geçirdiği süreyi (10 dakika bile olsa) “Beni uyandırmadığın için nasıl sevindim anlatamam, pazar sabahı, fazladan uyuduğum uyku, hafta boyunca çıldırmamamı sağlıyor, şu 10 dakikalık uyku bile bana yetti, çok sağ ol canım,” demeniz, takdir edildiğini hissetmesi için yeterli.

STRATEJİ 2: NET OLUN, AÇIK KONUŞUN

Hepinizin bildiği gibi; çocuklar dalgın ve çocuklukları boyu, benmerkezci küçük yaratıklardır. Enerjilerinin küçücük bir kısmını bile sizin istediğiniz konuya harcamalarını sağlamak, hatırlatmalarla, uyarılarla dolu çetrefilli bir yoldan geçer.

Bu nedenle çocuğunuzla konuşurken, ondan bir şey isterken, kısa ve net cümleler kurmanızı öneririz. Çocuklarımıza küçücük bir günlük işi bile hatırlatırken, en basit cümleleri kullanmalıyız: “Çamaşırlar. Oyuncaklar.”

Devamlı unutulan tamiratlar, planlanması gereken akşam yemekleri, yıkanması gereken gömlekler gibi konuların uzun uzun ertelemelerin ardından hala yapılmadığı zamanlar olur. Bundan böyle, kısa talimatları net biçimde ifade etmeyi denemeyi unutmayın. “Gece lambası? Bugün? Yemekten sonra bakar mısın?” İşe yaradığını göreceksiniz.

STRATEJİ 3: MOLA VERİN

Olumsuz giden bir davranışı veya sonu gelmeyen tartışmaları durdurabilmek için en sık başvurduğumuz yöntem, çocuğumuzu odasına göndererek bir mola vermektir. Peki ya eşimizi?

Yetişkin tartışmalarında bu yaklaşımı biraz revize etmek gerekir. Uzun ve yorucu bir günün akşamında, ortalık darmadağınık ve gün içinde olan biten bir sürü aksilik nedeniyle akşam için yemek hazır değil. Eşiniz geldikten sonra çocukları ona devretmek ve biraz ortalığı toparlayıp, yiyecek bir şeyler hazırlayabilme ümitleriniz de eşinizin bir saat geç kalışı ile birlikte suya düştü. Siz tam bir sinir küpü şeklinde evle ve çocuklarla boğuşurken eşiniz geliverir ve tartışmalar da başlar; giderek artar, şiddetlenir. “Odana gidip sakinleşene kadar orada kal” diyemeyeceğinize göre, molayı siz verin. Banyoya gidip uzun bir duş almaya ya da odanıza geçip işlerinizle uğraşmaya başlayabilirsiniz. Kilit nokta: söylenmeye devam etmemek, ve tepkilerinizi belirli bir sınırda tutmak. Tartışmalarda mola verebilmek, her iki tarafın da sakinleşmesini sağlayabilmek, önemli bir onarma girişimidir ve onarma girişimleri, mutlu ilişkilerin temel özelliklerindendir.

STRATEJİ 4: BİRLİKTE KALİTELİ VAKİT GEÇİRİN

Daha önce çocuk gelişimi ile ilgili okuduklarınızı şöyle bir gözden geçirin, çocuğunuza bölünmemiş, kesintisiz ilginizi vermenizin, yalnızca onunla birlikte geçireceğiniz kısa sürelerin yararlarını hatırlayın. Evet gelişimine, kendine duyduğu güvene katkıda bulunur; evet aranızdaki ilişkiyi kuvvetlendirir. 15 dakika bile kesintisizi olarak çocuğunuza verdiğiniz dikkatiniz, ilişkinizi güçlendiriyor.

Eşler için de aynı kural geçerlidir. Diyelim ki, bir akşam siz yalnızca biraz gazete okuyup dinlenmek istiyorsunuz ancak eşinizin başka planları var; onun isteklerinin ve sizin isteklerinizin nasıl da uyuşmadıklarını tartışmak yerine, kesintisiz dikkat kuralını uygulayın. Yalnızca 15 dakika da olsa, eşinize kesintisiz dikkatinizi verin. Ardından herkesin daha huzurlu ve aranızdaki bağın da daha güçlü olduğunu göreceksiniz.

STRATEJİ 5: YARATICI DİSİPLİN

Çocuk gelişimi teorisyenleri buna yaratıcı disiplin diyor: kızgın ve saldırgan davranan bir çocuğu cezalandırmak yerine, onunla birlikte bir yere oturup, neler olduğunu, bunun sonuçlarını anlatmak ve nasıl bir çözüm getirilebileceği üzerine fikrini sormak. Çocuğun kendi kelimeleri ile, o anda içinde bulunduğu durumu, neler olduğunu ve neler hissettiğini anlatmasını sağladıktan ve nu bütünüyle anladıktan sonra, çözümler üretmesi için onu cesaretlendirmek ve sonuçta ortaya çıkan çözüm yolları ile ilgili kısa süreli anlaşmalar yapmak…

Eşinizle yaşadığınız tartışmalar için de kural aynı. Biz bu noktada, “yaratıcı disiplin” yerine “karşılıklı anlayış geliştirmek” diyoruz; onu ve bakış açısını bütünüyle anlamadan, sorunu çözemezsiniz.

Sorun tekrarlandığında yorucu tartışmalar girmek yerine, sorunun ne olduğunu düşünün; cesaretinizi toplayın ve neler olduğunu, neler hissettiğinizi uygun bir zamanda ikiniz baş başayken ve yapmanız gereken başka bir iş yokken konuşmaya başlayın. Sonrasında da, ne düşündüğünü sorun. Ne oluyor da böyle oluyor? Bu konu ile ilgili onun yaşadıkları, onun bakış açısı neler? Konuyu, tartışmadan tartışmaya gündeme getirip, sonra da bir sonraki tartışmaya kadar rafa kaldırmak yerine, sayfaları birer birer, sakin sakin çevirmek mutlaka işe yarayacaktır.

Unutmayın ki bir ilişkide yaşanan her şeye dair en azından iki adet bakış açısı, iki adet gerçeklik vardır; ve bunlardan hiç biri “en doğrusu” değildir, sizin ki dahil olmak üzere…

Bu yazı Filiz Kaya tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için: fkaya@psikolojistanbul.com

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar