Valikonağı Caddesi Sezai Selek Sk. No:20 D:5 Nişantaşı / İstanbul
0212 233 28 38

Çocukluk Depresyonu

Çocuklar da Depresyona Girer!

Çocuklar da depresyona girer

Depresyon nedir?

Depresyon, yetişkinlerde ve çocuklarda sık görülen bir duygu durum bozukluğudur. Depresyon belirtileri hafif ve orta şiddette görülebileceği gibi şiddetli de yaşanabilir. Aslında depresyon yaşamın getirdiği stres yaratan birçok duruma gösterilen normal bir tepkidir. Yetişkin ve ergenlerde görülen depresyonda en çok göze çarpan belirtiler: üzüntü, keder umutsuzluk gibi duygusal belirtilerdir ve yaşamdan alınan zevkin azalmasına neden olur.

Çocuklarda Depresyon

Çok küçük yaşlardan itibaren çocuklarda depresyon görülebilir ama çocukluktan ergenliğe geçişte sıklık artmaktadır. Bebekler yaklaşık 6 aydan sonra bağlandıkları kişiden ayrılmaya tepki gösterirler. İlk depresyon nedeni olarak bu bilindiği için, bu yaştan sonra her yaşta depresyon görüldüğü söylenebilir. Erişkin dönemde kadınlarda daha sık görülmesine karşın, çocuklarda kız ve erkek oranları eşittir. Yetişkinlerde depresyona gelecekle ilgili yoğun umutsuzluk düşünceleri eşlik eder, ciddi uyku bozuklukları başlar. Çocuklarda ise uyku şikâyetleri yoğun olarak görülmez. Çocuklarda depresyon belirtileri psikosomatiktir, yani bedensel ağrılar şeklinde ifade edilir.

Unutmayın, çocuğunuz normalden farklı davranışlar sergiliyorsa, dikkate almanızda yarar var… Çünkü bedensel şikâyetler, korkuların artması, saldırgan davranışlar gibi belirtilerle kendini gösteren çocukluk çağı depresyonu, ailelerin bu şikâyetleri şımarıklık olarak algılaması sonucu ciddi boyutlara ulaşabiliyor.

Çocuklarda depresyon nasıl oluşur?

Depresyonda ailesel yatkınlık önemlidir. Anne babasında depresyon olan çocuk daha kolay depresyona girer. Bebeklerde bağlandığı kişiden ayrılmaya tepki olarak ortaya çıkar. Çocuklar ve gençler ise stres karşısında yetişkinlere benzer depresyon geçiriyorlar.

Ölüm olayları çocukları büyük ölçüde etkiler. Bunun dışında, anne baba davranışları önemli bir nedendir. Tutarlı olmayan anne baba davranışlarının olması, ödül ve ceza dengelerinin iyi kurulamaması çocukların depresyona girmesi için basit, ama olası nedenlerdir. Aile içi çatışmalar, çocuk ve ergenlerde depresyon riskini arttıran etmenlerin başında gelir. Çözüm zorlaştıkça depresyon artar. Okul başarısızlığı bir başka etkendir. Okulda başarı sağlayamayan çocuk, depresyona kadar giden bir çöküntü yaşamaktadır. Kendine güveni az, kendini beğenmeyen, başarısız bulan çocuklarda depresyon oranları fazladır.

Çocuklarda Depresyon Belirtileri

Anne ya da sevdiği kişiden ayrılmaya bağlı gelişen bebeklik depresyonu düşünülen çocuklarda, ayrılmadan hemen sonra çok şiddetli ve uzun süren ağlamalar izlenir. Bu ağlamaların ardından kısa süreli sessizliklerde çocuk küskündür. Bir süre sonra kaybedilen kişi dönerse, çocuk düzelmeye başlar. Ancak annenin uzun süreli kaybında belirtiler, ağırlaşmaya başlar: Çevredeki uyaranlara cevap azalır, olduğu yerde sallanma, kafa sallama, vurma hareketleri görülür. Yemek yeme azalır, kusma ve ishaller başlar, fiziksel gelişme duraksar, kilo kaybı artar. Üzüntü ve küskünlük belirgindir.

3-7 yaş sonrasında, depresyon yaşayan çocuklarla yapılan görüşmelerde, çocukta ailenin bilmediği bir üzüntü hissi, uyku bozukluklarından bahsedilir. Aileler de çocuğun azalan aktivitesinden, huzursuz davranışlarından bahsetmektedir. Ergenlik döneminde ise depresyonun başlangıcı yetişkin depresyonuna daha çok benzer. Yalancı zeka geriliği denen, zihinsel işlevlerde gerileme görülür, uygun önlemler alınmazsa kalıcı geriliğe neden olabilir. Kızgınlık, saldırganlık gibi davranış sorunları ortaya çıkar. Daha az olarak anksiyete, korkular, takıntılar ve tikler gelişir. Depresyona dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi bozukluklara eşlik edebilir.

Depresyona giren çocukların okul başarısı önemli ölçüde düşer. Bazen çok kolay destek alınarak atlatılabilecek depresyonlar, destek alınmadığında çocuğun okulda başarısız ilan edilmesine, uyumsuz görülerek okulda dışlanmasına neden olabilir.

Anne-babalar olarak, çocuklarda gözlenen ani davranış değişikliklerini izlemeli ve değerlendirmelisiniz. Çocukların karşılaştığı travmatik yaşantılara önem vermelisiniz. Sevdiği birinin kaybı gibi zor bir yaşantı sonrasında, bir psikologa başvurmak yapılabilecek en doğru şeydir. Günlük yaşantıda çocuğun güvenini sarsıcı davranışlardan kaçınmalı, problemlerini çözmesinde ona destek olmalısınız. Gerekli ilgi ve sevgiyi göstermek hem problemlerin ortaya çıkmasını azaltır hem de kısa zamanda çözümüne ulaşmayı sağlar.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar