Pi BLOG

Çocuklar ve Dünya Gündemi

Son zamanlarda dünya gündemi, size de normalden daha yoğun ve yıpratıcı geliyor mu? Savaşlar, afetler, ekonomik krizler, şiddet görüntüleri… Biz yetişkinler için bile ağır olan bu gündem, evin içinde çocuklarımızın dünyasına da bir şekilde sızıyor.

Yapılan araştırmalar, bugün dünya üzerindeki çocukların yaklaşık %19’unun çatışma bölgelerinde yaşadığını gösteriyor. Bu, 473 milyon çocuğun savaştan doğrudan etkilendiği anlamına geliyor. Dünyanın geri kalanında ise milyonlarca çocuk, akranlarının yaşadığı felaketlere ekranlar ve yetişkin konuşmaları aracılığıyla tanıklık ediyor. Oysa çocuk haklarının en temel ilkelerinden biri şunu söyler: Çocuklar her türlü çatışmadan korunmalıdır.

Çocuklar, yaşları kaç olursa olsun, dünyada olup bitenlerden tamamen izole bir ortamda büyümezler. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada, okul sohbetlerinde ya da yetişkinlerin kendi aralarındaki konuşmalarında savaş, afet, terör, ekonomik kriz gibi yoğun ve kaygı uyandıran gündem başlıklarına bir şekilde maruz kalırlar ve çocukların, haber kanallarına erişimini sınırlamak ya da engellemek imkansızdır. Ancak çocukların zihinsel ve duygusal dünyası, bu bilgileri yetişkinler gibi işleyemez. Bu nedenle mesele yalnızca “Ne kadar maruz kalmalı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Bu maruziyet onların güven duygusunu ve gelişimini nasıl etkiliyor — ve biz ebeveynler olarak buna nasıl eşlik edebiliriz?

Bilgiyi Filtreleyin

Çocuklar, özellikle savaş gibi tehdit içeren haberleri dinlediklerinde, olayın coğrafi ve zamansal sınırlarını net biçimde ayırt edemeyebilirler. Uzak bir ülkede yaşanan çatışma, onların zihninde “Her an bizim başımıza da gelebilir” şeklinde algılanabilir. Tekrarlayan görüntüler, patlama sesleri, ağlayan insanlar ve dramatik anlatımlar, çocukların güvenlik duygusunu zedeleyebilir. Güven duygusu ise çocuk gelişiminin temel taşlarından biridir. Bu nedenle yoğun ve kontrolsüz haber maruziyeti, bazı çocuklarda uyku problemleri, ayrılma kaygısı, kabuslar, öfke patlamaları, içe çekilme ya da bedensel yakınmalar şeklinde kendini gösterebilir.

Ebeveynlerin burada temel rolü, çocuğu dünyadan tamamen koparmak değil; bilgiyi filtrelemek ve duygusal olarak eşlik etmektir. Sürekli açık olan haber kanalları, arka planda dönen görüntüler ve yetişkinlerin kaygı yüklü yorumları çocuklar için fazlasıyla ağır olabilir. Haber içeriklerinin çocukların yanında izlenmemesi, özellikle şiddet görüntülerinin engellenmesi ve gündemin dozunun ayarlanması çok önemlidir. Çocuk bir haberle karşılaştığında, konuyu yok saymak ya da “Bunları düşünme” demek yerine, onun ne duyduğunu ve ne anladığını sormak daha sağlıklı bir başlangıçtır. Çünkü çoğu zaman çocukların kafasında oluşan senaryo, gerçeğinden çok daha korkutucu olabilir.

Çocuğunuzu Dinleyin ve Onunla Konuşun

Kaygı, endişe ya da korku yaşayan bir çocukla konuşurken en dikkat edilmesi gereken nokta, duyguyu küçümsememek ve hemen düzeltmeye çalışmamaktır. “Korkacak bir şey yok” ya da “Abartıyorsun” gibi ifadeler çocuğun yalnızlaşmasına neden olabilir. Bunun yerine, “Bunu duyduğunda korkmuş olman çok anlaşılır” gibi empatik bir yaklaşım, çocuğun duygusal olarak kendini yönetebilme sürecini başlatır. Çocuk önce anlaşıldığını hissetmeye ihtiyaç duyar. Ardından, yaşına ve bilişsel kapasitesine uygun bir açıklama yapılabilir. Örneğin savaşın herkesin başına gelen bir durum olmadığını, belirli ülkeler ve koşullarla sınırlı olduğunu, şu an içinde bulunduğu ortamın güvenli olduğunu vurgulamak önemlidir. Bu noktada somut güvenlik hatırlatmaları işe yarar: “Biz şu anda evimizdeyiz ve burası güvenli bir yer” gibi.

Çocuğunuzla konuşurken şunları hatırlayın:

Çocuğunuz konuşmak istiyorsa, dikkat dağıtabilecek unsurlardan uzak, kendini güven içinde ifade edebileceği bir ortam yaratın. Ancak konuşmak istemiyorsa, onu zorlamak yerine kendini hazır hissedene kadar beklemeniz daha iyi olacaktır.

Çocuğunuza karşı dürüst olun. Sonradan erişebilecekleri bilgiler sonucunda sizin onlara karşı dürüst olmadığınızı öğrenmeleri, güvensizlik hislerini ve konuşmaya dair isteksizliklerini artırabilir. 

Daima sabırlı olun. Söyledikleriniz, anlaşılması ya da kabul edilmesi zor olabilir. Söylediklerinizi tekrarlamaya hazır olun ve çocuğunuzun yaşına uygun kavramlar kullanın.

Çocukların zihinleri belirsizlikten çok etkilenir. Bu yüzden fazla detay vermeden, net ve sade bir çerçeve sunmak gerekir. Yetişkinlerin kendi yoğun kaygılarıyla yaptıkları dramatik yorumlar çocukların korkusunu artırabilir. Ebeveyn, kendi duygularını düzenyelebildiği ölçüde çocuğuna da güven duygusu aktarabilir. Çocuklar çoğu zaman söylenen kelimelerden çok, güvenliğini teyit etmek için ebeveynlerinin ve diğer yetişkinlerin yüz ifadelerini ve ses tonunu okur.

Çocuğunuzun Başa Çıkmasına Yardım Edin

Maruz kalınan bilgi sonrası ortaya çıkan kaygıyla başa çıkmak için çocuğun günlük rutinini korumak oldukça önemlidir. Rutin, çocuk için öngörülebilirlik ve kontrol duygusu demektir. Uyku saatleri, oyun zamanı, okul düzeni mümkün olduğunca devam etmelidir. Oyun, çocukların duygularını işleme biçimidir; savaş temalı oyunlar bile bir işleme çabası olabilir. Bu oyunları hemen yasaklamak yerine, gözlemlemek ve gerektiğinde güvenli sınırlar içinde eşlik etmek daha sağlıklıdır.

Bedensel gevşeme egzersizleri, birlikte derin nefes alma, resim çizme, hikaye yazma gibi yöntemler çocuğun duygusunu ifade etmesine yardımcı olabilir. Bazı çocuklar konuşmak istemeyebilir; bu durumda zorlamak yerine, “Konuşmak istersen buradayım” mesajını vermek yeterlidir. Duyguların gelip geçici olduğu, korkunun bir alarm sistemi olduğu ve bazen yanlış alarm verebileceği anlatılabilir. Böylece çocuk, yaşadığı duygunun kendisiyle ilgili bir “bozukluk” olmadığını anlar.

Ayrıca çocuklara dünyanın sadece kötü olaylardan ibaret olmadığını hatırlatmak da önemlidir. Yardımlaşma hikayeleri, insanların birbirine destek olduğu örnekler, umut veren gelişmeler dengeli bir perspektif sunar. Bu, gerçekliği inkâr etmek değil; bütün resmi göstermek anlamına gelir. Çocuk, hem zor olayların varlığını hem de insanların çözüm üretme kapasitesini birlikte duyduğunda daha dengeli bir içsel temsil oluşturur.

Her çocuğun duyarlılığı ve baş etme kapasitesi farklıdır. Bazı çocuklar kısa sürede toparlanırken, bazıları daha uzun süre etkilenebilir. Eğer çocuğun kaygısı yoğunlaşıyor, günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyor, uyku ve iştah düzeni ciddi şekilde bozuluyor ya da davranışlarında kalıcı değişimler gözleniyorsa, bir çocuk ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir. Uzman desteği, hem çocuğun duygularını güvenli bir ortamda işlemesine hem de ebeveynlerin doğru yaklaşım geliştirmesine yardımcı olur.

Dünyada zor olaylar yaşanmaya devam ederken çocukları tümüyle korumak mümkün olmasa da onların yanında, sakin, açıklayıcı ve empatik bir rehber olmak mümkündür. En güçlü koruyucu faktör, çocuğun “Ben korktuğumda beni anlayan ve yanımda duran bir yetişkin var” duygusunu yaşayabilmesidir. Çocuğunuzun her koşulda kendini güvende hissedebileceği ve rahatça ifade edebileceği ortamın ona sağlanması, hayatı boyunca zor olaylarla başa çıkarken kullanabileceği becerileri edinmesine destek olur.

Bu yazı Zeynep Koçlu tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için zeynepkoclu@psikolojistanbul.com