Pi BLOG

Hayatımızı Yönlendiren Gizli Pusula

Değerlerin Psikolojisi: Hayatımızı Yönlendiren Gizli Pusula

Günlük hayatımızda sıkça “değerlerimiz”den söz ederiz. Doğru nedir, önemli olan nedir, neyin peşinden gitmeliyiz… Ama çoğu zaman asıl soruyu sormayız: Gerçekten bizi yönlendiren değerlerimiz hangileri?

Çünkü değerler sandığımızdan çok daha sessiz çalışır. Onlar sadece savunduğumuz fikirler değil; kararlarımızın arka planında işleyen, duygularımızı şekillendiren ve hayatla kurduğumuz ilişkiyi belirleyen bir iç pusuladır. Çoğu zaman onları açıkça tanımlamasak da, yaptığımız seçimlerin büyük bir kısmı bu görünmeyen sistem tarafından yönlendirilir.

Psikolojide değerler, bir kişinin eylemlerini dayandırdığı kalıcı inançlar olarak tanımlanır. Düşüncelerimizi, hislerimizi ve davranışlarımızı aynı anda etkilerler. Ve diğer birçok psikolojik yapıdan farklı olarak, oldukça stabildirler. Bir konuda fikrimizi değiştirebiliriz, yeni bilgiler edinebiliriz ya da bakış açımız dönüşebilir. Ancak bu değişimlerin arkasında yatan temel değerler çoğu zaman yerinde kalır. Bu da değerleri, kim olduğumuzu anlamada oldukça merkezi bir noktaya yerleştirir.

Bu yüzden bazen hayatımızda açıklayamadığımız bir huzursuzluk hissi oluşur. Her şey dışarıdan bakıldığında “doğru” görünür; hedefler tamamlanmış, beklentiler karşılanmış olabilir. Ama içimiz rahat değildir. Bir eksiklik hissi oluşur. Bu his çoğu zaman dış koşullardan değil, değerlerimizle kurduğumuz ilişkiden kaynaklanır.

İlginç olan şu: Çoğu insan sahip olduğunu düşündüğü değerlerle değil, aslında farkında bile olmadığı değerlerle yaşar. “Başarı benim için önemli” diyebiliriz ama derinde bizi yönlendiren şey takdir edilme ihtiyacı olabilir. “Özgürlük istiyorum” diyebiliriz ama aslında güvenlik ihtiyacımız daha baskın olabilir. Bu fark çoğu zaman bilinçli değildir. Ancak etkisi oldukça belirgindir: içsel çatışma, tatminsizlik ve bir türlü adı konulamayan bir eksiklik hissi.

Psikolojide bu durum, Leon Festinger tarafından tanımlanan bilişsel çelişki kavramıyla açıklanır. Davranışlarımız ile değerlerimiz arasında bir uyumsuzluk olduğunda zihinsel bir gerilim oluşur. Örneğin dürüstlüğü önemli bulan birinin sık sık küçük yalanlar söylemesi, zamanla içsel bir rahatsızlık yaratır. Kişi bunu mantıklı açıklamalarla gerekçelendirmeye çalışsa da, derinde bir huzursuzluk kalır. Çünkü insan zihni tutarlılık ister; kim olduğumuzla nasıl davrandığımız arasında bir uyum arar.

Buna karşılık, değerlerimizle uyum içinde yaşadığımızda bambaşka bir deneyim ortaya çıkar. Kararlar daha net gelir. Sürekli kendimizi sorgulamak zorunda kalmayız. İçsel çatışma azalır ve kendimizle daha barışık hissederiz. Zor zamanlarda bile bir yön duygusu oluşur. Çünkü neyin önemli olduğunu biliriz ve bu bilgi, belirsizlik içinde bile bir tür denge sağlar.

Araştırmalar da bunu destekler. Değerlerle uyumlu yaşayan insanların daha yüksek iyi oluş, daha fazla yaşam doyumu ve daha güçlü bir psikolojik dayanıklılık bildirdiği görülmektedir. Hatta yapılan çalışmalar, küçük bir değer hatırlatmasının bile davranışı değiştirebildiğini göstermiştir. Örneğin başarı değeri hatırlatıldığında insanlar daha performans odaklı davranırken, iyilikseverlik hatırlatıldığında daha yardımsever davranışlar sergilerler. Bu da değerlerin yalnızca soyut kavramlar değil, davranış üzerinde doğrudan etkili yapılar olduğunu gösterir.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Değerler hedef değildir. Bir hedefe ulaşırsın ve biter. Ancak bir değer, sürekli yaşanır. Dürüstlük bir değerse, her konuşmada yeniden seçilir. Şefkat bir değerse, tekrar tekrar pratik edilir. Değerler bir varış noktası değil, bir yön duygusudur. Hayatın neresinde olursan ol, sana “nasıl yaşamak istediğini” hatırlatır.

Belki de en zor olan şey, değerlerimizi gerçekten fark etmektir. Çünkü çoğumuz onları hiç bilinçli olarak tanımlamayız. Oysa çok basit bir farkındalık bile güçlü bir değişim yaratabilir. Hayatında gerçekten anlamlı hissettiğin anları düşündüğünde, orada hangi değerlerin olduğunu fark etmek… Ya da seni en çok zorlayan anlarda hangi değerlerinin ihlal edildiğini görmek… Bu sorular, çoğu zaman düşündüğümüzden daha net cevaplar verir.

Değerlerle yaşamak büyük kararlarla başlamaz. Günlük küçük seçimlerle başlar. Bir sınır koyduğunda, “hayır” diyebildiğinde, kendine sadık kaldığında ya da zor bir durumda bile doğru olduğunu düşündüğün şeyi yaptığında… Bu küçük anlar zamanla birikir ve hayatın yönünü değiştirir.

Hayatın en zor anları genellikle belirsizlik zamanlarıdır. Ne yapacağımızı bilemediğimiz, yönümüzü kaybettiğimiz anlar… İşte tam da bu noktada değerler bir çapa işlevi görür. Viktor Frankl’ın da vurguladığı gibi, anlam duygusunu koruyabilen insanlar zorluklara karşı daha dayanıklıdır. Ve bu anlam çoğu zaman değerlerden gelir. Çünkü değerler, yaşadıklarımızın nedenini anlamlandırmamıza yardımcı olur.

Sonunda mesele şu soruya gelir: Gerçekten neye değer veriyorsun? Ve hayatın bunu ne kadar yansıtıyor?

Çünkü değerlerimiz değişmeyebilir. Ama onlara göre yaşayıp yaşamamak tamamen bizim seçimimizdir. Ve o seçim, sadece kendi hayatımızı değil, ilişkilerimizi ve dünyayla kurduğumuz bağı da şekillendirir.

Değer odaklı yaşamak mükemmel olmakla ilgili değildir. Yönünü bilmekle ilgilidir. Kendine sadık kalmakla ilgilidir. Ve bazen en zor anlarda bile, kim olmak istediğini hatırlayabilmekle ilgilidir.


Temel Değerlerini Keşfetmek İçin Bir Adım

Değerlerini biraz daha somutlaştırmak istersen, aşağıdaki çalışma sana yardımcı olabilir. 

Temel değerlerini değerlendirmek için en kolay yollardan biri, kendine farklı değerlerin senin için ne kadar önemli olduğunu sormaktır. Bu testte yer alanlardan çok daha fazla değer vardır, ancak bu iyi bir başlangıç noktası olabilir. 

Aşağıdaki değerleri 1’den 10’a kadar bir ölçekte değerlendir (1 = hiç önemli değil, 10 = çok önemli):

Liderlik, arkadaşlık, yaratıcılık, dayanıklılık, merak, uyum sağlayabilme, tedbirlilik, rasyonellik, yardımseverlik, hayal gücü, azim, dürüstlük, sosyallik, maceracı olma, temizlik, sabır, ailemin iyi oluşu, enerji, empati, yeterlilik, rahat bir yaşam, sevgi, nezaket, özgürlük, zarafet, zekâ, başarı, heyecan, eşitlik, bilgelik, iyimserlik, sadakat, öz kontrol, cesaret, alçakgönüllülük, bağımsızlık, düzen ve minnettarlık. 

Bu değerlendirmeyi tamamladıktan sonra, en yüksek puanı verdiğin beş değeri seç ve bunları kendi içinde önem sırasına koy. Böylece seni en çok yönlendiren temel değerlerini daha net görebilirsin. 

En önemli beş değerinin her biri için ona bir fiil ekle. Yani, her bir temel değerini nasıl yaşayabileceğini kendin için tanımla.

Örneğin, değerin sevgi ise, eylemin ne olacak?

“Sevgiyle hareket etmek”, “sevgi göstermek” ya da “sevgiyi kabul ederek almak” olabilir.

Eğer değerin iyimserlik ise, eylemlerin “hayata iyimser bakmak” ya da “iyimser düşünmek” olabilir.

Eğer değerin sağlık ise, eylemlerin “sağlıklı beslenmek” ya da “sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmak” olabilir.

Tüm değerlere fiil eklemek kolay olmayabilir, ancak yine de bu değeri yaşamana yardımcı olacak eylemleri düşünmeye çalış.

En önemli 5 temel değerini nasıl yaşadığını düşün (ya da yaz).

Örneğin, değerin maceracı olmak ise, maceracı olmak için neler yapıyorsun?

Sonra kendine, bu ilk 5 değerinle çelişen davranışlarda bulunup bulunmadığını sor.

Örneğin, hangi durumlarda cesur, bilge ya da şefkatli değilsin (ya da değerlerin neyse)?

Eğer değerin sabır ise, çocuklarına karşı sabırsız davrandığın oluyor mu?

Ya da değerin alçakgönüllülük ise, sık sık kendinle övünüyor musun?

Değerlerini yaşamadığın anları fark etmeye çalış.

Son olarak, bu değerleri daha iyi yaşayabilmek için hangi yeni davranışları geliştirebileceğini kendine sor.

Örneğin, nasıl daha yaratıcı, daha sosyal ya da daha dürüst olabilirsin (ya da değerlerin neyse)?

Umarım bu egzersizler, değerlerini daha bilinçli bir şekilde yaşamana ve iyi oluşunu desteklemene yardımcı olur. 

Bu yazı Birgül Geyimci tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için birgul@psikolojistanbul.com

Kaynaklar: 

- https://www.psychologytoday.com/us/blog/click-here-happiness/202111/what-are-your-values

- https://www.berkeleywellbeing.com/core-values.html